120 TL ve ÜZERİ SİPARİŞLERİNİZDE KARGO ÜCRETSİZ! BUTON

Sepet

0

Sepetinize ürün eklemediniz

Hemen Al
Sanatta Ekmek Simgeciliği

SANATTA EKMEK SİMGECİLİĞİ

 

Yaratıcılık, özgün düşünce ve özgür bir ruh taşa duygu katabilir. Olağan durumlar yüklenen anlama göre olağanüstü hale gelebilir. Fark yaratan küçük bir dokunuşla sıradan şeyler sıradışı olabilir. Tüm bunlara olanak sağlayan, görünenin daha önce önce hiç olmadığı şekilde görünmesini sağlayan sanattır. Sanat insanın ruhunun bir parçası, konuşmayı ve yazmayı bilmediği zamanlarda ilkel zihninde duyduğu melodilerdir. Yoksa insan niye mağaralarda yaşarken müziğe ihtiyaç duysun, neden üretsin flütü?

Dinlemek, bilinenin aksine çok zor ve önemli bir meziyettir. Zaman ayırmak gerekir. Zihin kalbi dinlemeye vakit bulabildiğinde el, hayalleri yoğurabilir. Canını düşünen insanınsa kalbine ayıracak zamanı olmaz. İşte kısmen rahat dönemlerde kendini dinlemeye vakit bulabilen, dünyayı farklı görmeye başlayan insanın dışa vurumu, ruhunun diğer ruhlarla bağı, soyutu somutla harmanlanması, hislerin dili olarak da tanımlanabilecek sanat belki de en temel iletişim aracımızdır. 

Sanatçılarsa o an ilgilerini çeken alelade bir çiçeği bile ilham dolu bulabileceği gibi dönemlerinin zihniyetini de yansıtabilir yapıtlarına. O an için en mühim şeye, en ilginç şeye yahut en sorunlu ve sıkıntılı şeye dokunabilir yürekleri. Temelde birbirlerinden bağımsız olsalar da belirli akımlara bağlı eserler de üretebilirler ve iş bu noktaya varınca ele alınan o çiçek alelade olmaz. Muhakkak bir anlamı, esere işlenirken yoğrulduğu fikirleri vardır.

 

TARİH SAYFALARINDA EKMEK

 

Eserlere yansıyan ekmeğin neyi simgelediğine geçmeden önce ekmeğin insanlar için önemine bakalım.

Yerleşik hayata geçilen ileri dönemlerde geçim, topraktı. Toprak, yaşamdı. Yaşamak için yemek, yemek için toprağa dokunmak gerekirdi. İşte o ileri dönemlerde Mezopotamya'da üretimi başladığı düşünülen ekmek insan için en önemli gıda maddesi olmanın yanı sıra çalışmanın karşılığında kazanılan para yerine geçiyordu. Ölülere ve Tanrılara adanan ekmekler takvimin doğuşunu, un üretmek için depolanan tahılların ve üretilen ekmeklerin sayısını bilme gereksinimi ise yazıyı doğurdu. Devrim üstüne devrim! 

Hatta ekmeği dinlerine, mitolojilerine, büyülerine, tedavi yöntemlerine, şiirlerine, bugünkü anlamda fişlerine ve matematiklerine bile yansıtmışlardı. Kim bilir, belki de Anadolu coğrafyasında yaşayan insanlar olarak ekmeği kutsallaştırmamız, iş yapma sonucu kazanılan parayı yahut para kazanılan yerleri mecazlaştıran ekmek teknesi, ekmeğimle oynama vs. gibi deyim ve atasözlerini kullanıyor olmamızın da kökünde bu Mezopotamya inançları vardır. 

 

 

META OLARAK EKMEK

 

Ekmek insanlık için sadece sofraya katık değildir. Dini inançların uzantısı, çalışmanın, emeğin, üretkenliğin, haklı kazancın sembolü ve ödülü, sırf yiyerek yaşamı devam ettirmenin değil yaşamı nasıl ve hangi yollarla devam ettirdiğinin de göstergesi olarak simgeleşmiştir.

Hayatlarımız için bu kadar önemli bir yerdeyken çok daha ileriki yıllarda sanata yansıması da kaçınılmaz oldu tabii. Örneğin yaşamın güzelliklerine aldanmayarak faniliği hatırlamayı savunan Vanitas akımında imgeler solmak, sönmek, bitmek gibi faniliği hatırlatan anlamlar taşır. Ekmek ise dünyanın güzelliklerini aktaran unsurlardan biridir; dünyevi nimetleri tümüyle temsil eden, en temel yiyecek olarak ele alınır. Başak, defne, buğday, meşe palamudu gibi bitkiler ise ölümsüzlüğün göstergeleridir. Buğdayın bereket ve kutsallık ile ilişkilendirilmesinin yanı sıra ölümsüzlükle ilişkilendirilen ikonların tümünün bitki olması da toprağın ve tohumun kutsallığını yansıtır.

Ülkesi kıtlıkla boğuşan yahut savaş zamanı kasvetlerini betimleyen ressamlar ekmeği fakirliğe, sefalete karşı yaşama tutunma isteğini tasvir eden kutsal bir nimet olarak, refah seviyesi daha yüksek bir ortamda yaşayanlarsa bereketi, şenlikleri temsilen bolca kullanılmıştır. Örneğin Osmanlı iftar sofralarını betimleyen bir çizimde ekmek olmazsa olmazdır. Kökünde insani bilgi birikimi yatan ekmek metası, genel olarak bolluğun, bereketin, huzurun, uzun yaşamın ve mutluluğun aracısı olarak sanata yansımıştır.

Zaten varoluşumuzu temellendirirken uzun yıllar boyunca tek, sonrasında da en önemli dayanağımız olan ekmeğin ruhumuzu yansıttığımız sanat hareketlerine yansımaması söz konusu olamazdı, öyle değil mi?

Bu köklü tarihten uzaklaşamayarak geleneksel yöntemlerle yaptığımız el emeği ekşi maya ekmeklerimizin de bulunduğu ürün listemizi görmek için linke tıklayabilirsiniz!

Benzer Yazılar